Dergi Yazıları

Aysha – Şubat 2018

Tasarımda önceliğimiz “Geleneksel Türk Sanatları”

Sıradanlıktan uzak, güçlü ve yaratıcı çözümler sunabilen bir ekip Sia & Moore ekibi. Gelişen trendleri ve güncel mimarı akımları takip ederek zamansız projeler ve iç mekanlar tasarlayan ekip ayrıca kişiye özel tasarımları ile sınırları zorlamayı da çok seviyor. Tasarımları ve projeleriyle birçok ödül sahibi olan Sia & Moore’un kurucusu Mimar Banu Altay; İTÜ Mimarlık Fakültesi’nden mezun olduktan sonra farklı sektörlerde uzun yıllar deneyim kazanmış. 2009 yılında Libya’da dönemin lideri Kaddafi ailesine ait 18 adet villanın renovasyon projeleri ile Sia & Moore hikayesi başlayan Altay’ın bu projelerini; Kuzey Irak, Türkmenistan, Azerbaycan, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar gibi ülkelerdeki üst düzey projeler takip etmiş ve 2014 yılında Katar’da Modrian Doha Hotel’in tüm sosyal mekanların ince yapı uygulama işlerini alması ile de Sia & Moore’un Katar ofisi açılmış.

Tasarımda maneviyat neyi ifade ediyor? Mimari uygulamaya nasıl taşınıyor bu tarz?
Mekanlar insan yaşamını şekillendiren en önemli unsurlardır. Tasarım sürecinde mekanı kullanan kişilerin gereksinimleri kadar, kişilerin inanç ve manevi değerleri de referans alınmalıdır. Orta Doğu coğrafyasında çalışmak bizim için büyük bir şans. İnanç, manevi değerler ve aile kültürü olarak birbirine oldukça yakın toplumlarız. Mimari ve iç mimari tasarımlarımızda, özellikle lüks konut, meclis ve saray projelerinde müşteri ile çok yakın bir ilişki kurulması gerekiyor ki mekanları kullanacak ailenin öncelikleri, manevi değerleri ve mahremiyeti korunabilsin. Aslında proje üretmek sürekli gelişim içinde kalmamızı sağlıyor. Sürekli araştırma yapmamız gerekiyor ki tasarımlarımızda doğru ve güncel temaları baz alalım. Şu ana kadar yaptığımız projelerden maneviyatı en yüksek olanı lüks bir çadır konsepti olarak tasarladığımız bir meclis binasıydı. Mimari, iç mimari tasarım ve uygulama dahil anahtar teslimi tamamladığımız bu proje, sadece dini bayramlarda kullanılmak üzere yapılan bir yapıydı. Prensip olarak diğer yurt dışı projelerimizde yaptığımız gibi tasarımda önceliğimiz geleneksel Türk sanatlarına ait ürünleri kullanmak oldu.

Projelerimizde manevi değer katan dekorasyon unsurlarımız;
Giriş holü ve karşılama mekanlarında mutlaka Besmele yazılı eserlerin kullanımı, mekanın dekorasyon tarzına uygun olarak seçilmiş hat ve tezhib eserleri, Türk sanatçılarının eserleri önceliğimiz. Osmanlı ve Selçuklu geometrik motiflerinin kullanıldığı, el yapımı Türk çini sanatı ürünlerin duvarlarda ve zeminde kullanımı, başka bir değerli Türk sanatı olan sedef işçiliği ile üretilmiş, el yapımı ahşap mobilyalar, sehpa, ayna, dresuarlar ve hatta çoğunlukla kullandığımız sedefli Kuran-ı Kerim rahleleri, pirinç ve bakır dekoratif objeler, Hz. Fatıma Eli ve alemler, nakış işçiliği ile özellikle ayet veya surelerin yazılı olduğu kadife pano perdeleri genelde mekanı çevreleyen duvarlar boyunca asarak her mekanda belli bir ayeti veya surenin tamamını uygulayabiliyoruz. Hatta bir projemizde Kabe örtüsünü birebir nakış işçiliği ile üreterek mekan girişinde kullandık. Bunların yanısıra huzuru çağrıştıran yeşil renk tonları ve yeşilin farklı renkler ile kombinasyonları çok tercih ettiğimiz dekorasyon ipuçlarından. Benim düşüncem, tasarımlarımıza tarihimizden bir şeyler taşımak ve kültürümüzü yansıtan sanat eserlerini kullanmak mekanların enerjisini ve maneviyatını kesinlikle yükseltiyor. Düşünsenize zeminde çini yer karoları ve el dokuma halılar, üzerinde el oyması ahşap mobilyalar, el-işi sedef kakma sehpalar, nakışla motif işlenmiş yastıklar ve perdeler, elde hazırlanmış pirinç avizeler, duvarlarda hat ve tezhib eserleri, tavanda kullanılan kalem işi ve bezemeler… Bu kadar insanın emek verdiği bir mekanda huzur bulmamak mümkün olabilir mi?

Farklı ülkelerde devlet büyüklerinin saraylarına, özel malikanelerine de imza attınız. Onların talep ve beklentileri ne yönde oluyor?
Türk kültürüne duyulan yakınlık sebebiyle Katar, Dubai, Abu Dhabi, Suudi Arabistan ve Iraklı üst düzey iş adamlarının ve devlet protokol ailelerinin projelerinde zorluk çekmiyoruz. Ancak bizim kültürümüze göre farklı olarak daha geniş alanlara ve çok sayıda büyük metrekarede mekanlara ihtiyaç duyuyorlar. Türk hamamları, büyük spa alanları, kadın ve erkeklere ayrı hizmet eden büyük meclisler, büyük mescitler, sinema salonları, kuaför salonları gibi evlerde bulunmasına alışık olmadığımız mekanlar yapıyoruz. 15.000m2 inşaat alanı olan ve içinde 20 yardımcı odasının yer aldığı projelerimiz bile oldu.

You Might Also Like...

No Comments

    Bir Cevap Yazın

    This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

    %d blogcu bunu beğendi: